Bebeğinize İsim Vermeden Önce
isim çok değerli bişey onun için dünyada ve ahirette en
faydalı isimleri kullanalım..
Yeni doğan çocuğa kısa bir süre içinde güzel bir isim koymak anne ve
babaların en önemli görevlerindendir. Çocuğa konulan isim hem bu dünyada
hem de ahirette geçerlidir. Rasulullah (sav) sadece çocukların değil,
büyük insanların ismiyle dahi ilgilenmiştir. Kötü bulduğu bazı isimleri
değiştirme yoluna gitmiştir. Yine konulması gereken güzel isimler hakkında
bilgiler vermiş, zaman zaman bizzat kendileri çocuklara isimler vermiştir.
Rasulullah (sav) güzel isim koymanın önemini şöyle açıklıyor: "Sizler
kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız.
Öyleyse isimlerinizi güzel yapın." (1)
Bu çağırma işlemini Allah'ın görevlendirdiği bir melek Allahın izniyle
yapacaktır. Hiç kimse kıyamet günü Allah (c.c.)'ın hoşlanmayacağı isimle
O'nun karşısına çıkmak istemez. Öyleyse kötü olan isimlerin çocuklara
verilmemesi gerekir.
Rasulullah (sav)'ın isim konusundaki hassasiyetini daha iyi anlamak için
şu hadis-i şerifi de görmek lazım. Yahya bin Said (r.a.) anlatıyor: Hz.
Peygamber (sav) bol sütlü bir deve hakkında: "Bunu kim sağacak?" diye
sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki, Rasulullah (sav) adama: "İsmin ne?"
diye sordu. Adam: "Mürre (acı)" diyince ona "Otur" dedi. Hz. Peygamber
(sav) tekrar: "Bunu kim sağacak?" diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı,
ben sağacağım diyecekti. Hz. Peygamber (sav) ona da: "İsmin ne?" diye
sordu. Adam: "Harb" diyince, ona da: "Otur" dedi. Rasulullah (sav): "Bu
deveyi bize kim sağacak?" diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı.
Ona da ismini sordu. O da "Ya'iş" (yaşıyor) cevabını alınca ona "Sen sağ"
dedi.(2)
Allahü Azimüsşan'ın has isimleri kullara isim olarak verilmez. Ancak
sıfatları isim olarak verilebilir. Mesela; Kerim, Halim, Kadir, gibi
kelimeleri insanlara isim olarak vermek caizdir. Ancak bu isimlerin başına
bir (Abd) kelimesi ilave ederek söylemek ise pek güzel bir dikkattir. Zira
(Abd) kelimesini ilave ederek söylediğiniz takdirde Kerim'i Abdülkerim
olarak söylersiniz. Bu takdirde Kerim'in kulu demiş olacağınızdan mana pek
güzel bir şekil alır.
Nitekim Aziz isminin başına da bir (Abd) kelimesi ilave ederek
söylediğinizde azizin kulu manasına Abdülaziz demiş olursunuz. Mecburi
olmasa da güzel bir hassasiyet olur.
Rasulullah(sav)'ın açıklamalarına göre en güzel isim olarak
adlandırılanlardan bazıları şunlardır: Erkek ismi olarak, Abdullah,
Abdurrahman, Muhammed, Peygamberlerin isimleri, Hasan, Hüseyin ve diğer
İslam büyüklerinin isimleri tavsiye edilen isimlerdir. Kız isimleri olarak
da, Aişe (Ayşe), Fatıma, Zeyneb, Hatice, Cemile, Zehra ... gibi isimler
güzeldir.
[size=19]Mahşerde her çocuk, konan ismiyle çağrılacaktır. Şayet çocuğun
ismi kötü manaya gelen gayrimüslim ismi ise, mahşer halkı önünde isminden
dolayı utanan çocuk,
'Allah beni doğuştan Müslüman olarak dünyaya gönderdi, sen neden bana kötü
manaya gelen ismi koydun?' diye isim koyandan davacı olacaktır. İsmin
manasının böylesine ehemmiyetinden dolayıdır ki, Peygamber'imiz kötü
manaya gelen yabancı isimleri iyi manaya gelen Müslüman isimleriyle
değiştirme örnekleri vermiştir. Mesela (Uzza putun kulu) manasına gelen (abdu'l-uzza)'yı,
Allah'ın kulu manasına gelen (Abdullah) ile değiştirmiştir. Ateş parçası
manasına gelen (cemre)'yi de güzel kız manasına gelen (cemileyle) ile,
Harp ismini de Hasan'la düzeltmiştir. Demek ki, Müslüman isminden maksat,
mananın kötü olmamasıdır.
Bununla beraber bazen isimlerde mana açık da olmayabiliyor. (Aleyna) gibi.
Son zamanlarda çok rastladığımız bu (Aleyna)'nın ne manaya geldiğini pek
bilemiyoruz. Çünkü, Kur'an'da geçen (aleyna) isim değildir. Sadece yer
aldığı cümlenin içinde (üzerimize) manasına gelmektedir:
- (Vema aleyna) bizim üzerimize, (illel'belağ) tebliğden başka bir görev
yoktur, manasına gelebilen (bizim üzerimize)'yi, cümle içindeki yerinden
çekip birine isim olarak verdiğinizde, ne manaya geldiğini anlamak
zorlaşmaktadır. Belki de Yasin'deki bu (aleyna)'yı isim olarak seçenler,
(bu çocuk bizim üzerimize Allah'ın bir ihsanıdır) demek istemekteler.
Bir de kızlarımıza verilen Kezban ismi vardır ki, zannederim yanlış
anlaşılan isimlerden biri de budur. Kezban'ı hep yalancı manasına
anlayanlar, Kur'an'daki (tükezziban) ile karıştırmışlardır. Çoğu kimseler
Farsçadaki (ev hanımı) manasına gelen (Kedban)'dan alınma Kezban'ı,
Arapçadaki 'yalanlayan' manasına gelen tükezziban'dan alınma sanarak bu
isimden hep ürkmüşlerdir.
Bununla baraber iyi bir anlamı olmasına rağmen yanlış anlaşılacak isimler
koymamaya dikkat etmenin faydalı olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle kız
çocukları için, Büşra, Beyza, Selma, Esma, Ahsen, Rabia, Saliha, Salime,
Adile.. gibi kolay seslendirilen, yanlış yazma ve yanlış söyleme ihtimali
olmayan tek isimler tercih edilebilir.
Sözün özü: Ebeveynler yavrularına karşı ilk görevlerini yerine getirirken,
gayrimüslim kimliğini çağrıştıran yabancı isim koymaktan kaçınmalı ki,
mahşerde koydukları isimlerle çağrılan çocuklarının şikayetine muhatap
olmasınlar. Bu konuda elbette bizim gibi düşünmeyenler de olabilir:
"Tercih size aittir, kim neye layıksa onu bulur." demekten başka sözümüz
olamaz onlara da. Müddessir Sûresi'ndeki ayetin ikazı hepimiz için
geçerlidir